Özel Bir Hastanede Delici Kesici Alet Yaralanmalarını Azaltmaya Yönelik Örnek Bir Uygulama

Özel Bir Hastanede Delici esici Alet Yaralanmalarını Azaltmaya Yönelik Örnek Bir Uygulama Hastane Enfeksiyonları Kongresi 1-4 Nisan 2010, poster bildirisi.

ÖZEL BİR HASTANEDE DELİCİ KESİCİ ALET YARALANMALARINI AZALTMAYA YÖNELİK ÖRNEK BİR UYGULAMA

İpek Değer Karaman, Devrim Eren Tekin, Salih Türkoğlu, Melda Özdamar, Berna Ketenci

Hastaneler, enfeksiyon etkenleri bakımından zengin ortamlardır. Sağlık personelleri, verdikleri hizmet sırasında bu enfeksiyon etkenlerine sıkça temas ederler. Hastanelerdeki günlük faaliyetler sırasında hastaların kan ve vücut sıvıları ile temas etme ihtimali olan sağlık personeli, kan yoluyla bulaşan enfeksiyonlar açısından da yüksek risk altındadır. Özellikle kontamine delici-kesici aletler hem sağlık çalışanların hem de hastaların güvenliğini tehdit eden enfeksiyonlara sebep olmaktadır. Hastanelerde delici kesici alet yaralanmaları sıklıkla karşılaşılan bir durum olmakla birlikte çeşitli yöntemler ile olayların oluş sıklığı azaltılabilir.Bu çalışma özel bir hastanede delici kesici alet yaralanma oranlarının azaltılmasına yönelik yapılan iyileştirmeler ile birlikte yaralanma oranlarındaki azalmaları içermektedir.

Özel hastanede 2007-2008-2009 yıllarında meydana gelen delici kesici alet yaralanmaları incelenmiş ve oranların yüksek seyrettiği tespit edilmiştir. Özellikle hemşirelik personelinin tüm yaralanmaların içindeki oranına bakıldığında %50 gibi yüksek bir oran tespit edilmiştir. Yaralanmaların nedenleri detaylı olarak incelendiğinde 3 faktörün yüksekliği dikkat çekmektedir. Bunlar; damar yolu açma gibi uygulamalar (%27), iğne ucu imhası (%15) ve kan şekeri ölçümleri sırası ve sonrası (%34) kullanılan malzemenin imhasıdır.

Yaralanma sayılarının özellikle bu alanlarda toplanmış olması nedeniyle iş yeri hekimi, enfeksiyon kontrol hemşiresi, mikrobiyoloji uzmanı ve hemşirelerden oluşan bir çalışma grubu oluşturuldu. Bu grup üyeleri kliniklerde gözlemler yapıp çalışanlar ile görüştüler. Yapılan görüşme ve gözlemler sonrasında hemşirelerin hasta odasından çıkmadan delici-kesicileri imha edemedikleri, kullanılan insülin kaleminin iğne ucunun ve lansetin elle müdahale edilmeden çıkarılamaması sorunlarının olduğu tespit edildi. Bu sorunların giderilmesine yönelik olarak çeşitli numune çalışmaları yapıldı. Pilot bölgelerde yapılan çalışmalar sonrasında uygun bulunan ekipmanların tüm klinik alanlarda kullanılmasına başlandı. Tüm alanlarda kullanıma Temmuz 2009 itibariyle başlanmıştır Bu tarihten sonra sayılan nedenlere bağlı olarak yalnızca bir hemşire delici - kesici alet yaralanmasına maruz kalmıştır. Oluşan bu olay incelendiğinde hemşirenin uygun aparatı kullanmadan elle müdahalede bulunduğu tespit edilmiştir.

Delici-kesici alet yaralanmalarının sağlığı ciddi anlamda tehdit ettiği sürekli göz önünde bulundurularak azaltılmasına yönelik iyileştirme çalışmaları devam ettirilmelidir.

Kroner Arter Cerrahisinde Diyabetin Yatış Süresine Etkisi

Koroner Arter Cerrahisinde Diyabetin Yatış Süresine Etkisi 11. Ulusal Kalp Damar Cerrahisi Kongresi, Antalya, 2010, poster bildirisi

KORONER ARTER CERRAHİSİNDE DİYABETİN YATIŞ SÜRESİNE ETKİSİ

Nazife Utlu Tan, Fatma Çıtrak

GİRİŞ

Diyabet koroner arter hastalık gelişiminde önemli bir risk faktörüdür. Koroner arter cerrahi uygulanan hastaların % 20-30’luk bölümünü diyabetik hastalar oluşturmaktadır. Yapılan çalışmalarda diyabet hastalarında ameliyat sonrasında mortalite hızlarında %50-90 oranında artma tespit edilmiştir.

AMAÇ

Koroner arter cerrahi uygulanan hastalarda diyabetin postop dönemdeki yatış süreleri üzerine etkisini belirlemektir.

MATERYAL METOD

Araştırmanın Türü
Koroner arter cerrahi uygulanan hastalarda diyabetin yatış süreleri üzerine etkilerini belirlemek amacıyla retrospektif araştırma türünde yapıldı.

Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Tarih
Araştırma, Kocaeli il sınırları içinde Anadolu Sağlık Merkezi’nde 2009 Ocak-Aralık tarihleri arasında yapıldı.

Araştırmanın Örneklemi

  • Hastaların 18 yaşın üstünde yetişkinler
  • Acil ve elektif şartlarda başvuran tüm hastalar
  • Koroner arter hastalığının olması
  • 2009 Ocak- Aralık arasında başvuran hastalar oluşturmaktadır.

Verilerin Toplama Araçları
Koroner arter cerrahi uygulanan toplam 78 olgunun retrospektif olarak sonuçları incelendi.

BULGULAR

Bu çalışmada 78 hasta restrospektif olarak incelendi. Bu hastaların diyabetik olan 45 hastanın %57’sini, diyabetik ve herhangi kronik hastalığı olmayan 33 hastanın % 43’ünü oluşturmaktadır. Diyabetik hastaların yatış günü ortalaması 7.82 iken, diyabetik ve herhangi özelliği olmayan hastaların 6.45 olduğu saptanmış diyabetin yatış süresini etkilediği belirlenmiştir. Diyabetik hastaların yaş ortalamaları 35-45 yaş arası 3 hasta , 46-55 yaş arası 11 hasta, 56-65 yaş arası 18 hasta, 66-75 yaş arası 11 hasta , 76-85 yaş arası 2 hasta olduğu görülmüştür. Yaşa göre yatış günü ortalamasına bakıldığında 35-45 yaş arası 7, 46-55 yaş arası 7.18, 56-65 yaş arası 7.56, 66-75 yaş arası 8,46, 76-85 yaş arası 11,5 olduğu görülmüş yaşın yatış günü ortalamasını arttırdığı saptanmıştır. Diyabetik hastaların %73’ünü erkek, %27’sini kadın oluşturmaktadır. Cinsiyete göre yatış günü ortalamasına bakıldığında erkeklerin 7.97 iken kadınların 7.42 olduğu görülmüştür. Cinsiyet farkının yatış günü üzerine etkisi olduğu belirlenmiştir.

SONUÇ

Diyabeti olan ve diyabeti olmayan hastaların karşılaştırılmasında diyabet, yaş ve cinsiyetin yatış süresini arttırdığı belirlenmiştir.

Kapak Cerrahisinde Ameliyat Sonrası Warfarin Kullanımı

Kapak Cerrahisinde Ameliyat Sonrası Warfarin Kullanımı 11. Ulusal Kalp Damar Cerrahisi Kongresi, Antalya, 2010, poster bildirisi

KAPAK CERRAHİSİNDE AMELİYAT SONRASI WARFARİN KULLANIMI

Fatma ÇITRAK

GİRİŞ

Vaka yönetimi bir profesyonel tarafından kaynakların etkin bir şekilde kullanarak bireylerin aldıkları tüm sağlık hizmetinin koordine edilmesi, hasta/ailesi ile sağlık ekibi arasında etkin iletişimin sağlanması, bakım ve tedavi hizmetlerinin kalitesini yükseltmek amacı ile uygulanan bir hizmet sunum şeklidir.

Özellikle geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde sosyo-kültürel düzeyin henüz istenilen düzeyde olmaması nedeniyle, rutin hastane kontrollerinin yapılması ve warfarin sodyumun doğru kullanımı konusunda ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu nedenle, başarılı antikoagülan tedavi uygulamasının sürekliliğinin sağlanması açısından, hasta ve hastanın bakımından sorumlu olan yakınlarının ameliyat öncesi ve sonrasında, warfarin kullanımı hakkında yeteri kadar bilgilendirilmesi ve eğitimleri çok önemlidir.

BULGULAR

48 Yaşında bayan hasta, ev hanımı, eşi ve çocukları ile birlikte yaşıyor.

Özgeçmiş: Özellik yok
Soygeçmiş:

  • Amcası kapak ameliyatı olmuş
  • Ablasında HT + DM

Alışkanlık: yok

Hasta 17.04.2008’de AVR +MVR operasyonu geçirdi, 01.05.2009’da düzenli warfarin kullanmamaya bağlı mitral kapak trombüsü gelişti ve tekrar ameliyat kararı alındı. Hasta vaka yönetim sürecinde takip edildi.

  • Hizmet organizasyonu; hastanın alması gereken tüm hizmetlerin bakım haritası rehberliğinde kontrolü ve takibi yapılmıştır.
  • Eğitim; hastaya preop hazırlık ve postop rehabilitasyon eğitimleri verildi, taburculuk sonrası ise bu eğitimlerin tekrarı yapıldı. Eğitimler sırasında warfarin kullanımının önemi üzerinde özellikle duruldu.
  • Telefon görüşmeleri; hasta ile toplam 27 kez rutin telefon görüşmesi yapıldı, 34 kez hastanın telefonu yanıtlandı. Hasta ile poliklinikte 9 kez yüz yüze görüşüldü ve INR kontrolünün önemi her görüşmede hatırlatıldı.

SONUÇ

Hastanın INR düzeyi ideal sınırlarda kalmış ve diğer tetkik sonuçlarında da bir problem olmamıştır. Hastanın vaka yönetim süreci takibi devam etmektedir

Kalp Damar Cerrahisinde Vaka Yöntemi

Kalp Damar Cerrahisinde Vaka Yönetimi 11. Ulusal Kalp Damar Cerrahisi Kongresi, Antalya, 2010, poster bildirisi

KALP DAMAR CERRAHİSİNDE VAKA YÖNETİMİ

Fatma ÇITRAK, Ayşegül İNCE

GİRİŞ

Vaka yönetimi, bir profesyonel tarafından kaynakların etkin bir şekilde kullanarak bireylerin aldıkları tüm sağlık hizmetinin koordine edilmesi, hasta/ailesi ile sağlık ekibi arasında iletişimin sağlanması, bakım ve tedavi hizmetlerinin kalitesini yükseltmek amacı ile uygulanan bir hizmet sunum şeklidir.

Vaka yöneticisinin görevi

  • Hasta ve ailesinin tedavi planları hakkında yeterli bilgilenmelerini ve tüm gereksinimlerinin karşılanmasını sağlar.
  • Yatan hasta/ailesi ile rutin olarak görüşür. Gereksinimlerini belirler ve karşılanmasını sağlar.
  • Planlanan hizmetlerin en kısa zamanda, en doğru şekilde verilmesi için organizasyon yapar.
  • Taburculuk sonrası bakımın devamlılığını sağlar.

Anadolu Sağlık Merkezi’nde Ocak – Mayıs 2010 tarihleri arasında Kardiyovasküler cerrahi uygulanan yetişkin hastalarda vaka yönetiminin etkinliğini belirlemek amacıyla yapılmıştır.

BULGULAR

Ocak – Mayıs 2010 tarihleri arasında Kardiyovasküler cerrahi uygulanan 101 yetişkin hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastalara eğitim verilip eğitim tekrarı, taburculuk ve hizmet organizasyonu yapılmıştır. Taburculuktan sonra hastalar 120 kez telefonu aranmış, görüşmeler sonrası 5 hastanın hastaneye yatışı yapılmış ve 10 hasta kontrole çağrılmıştır.

Bu hastaların 53’ü 74 kez vaka yöneticisini telefonla aramıştır. Ağrı nedeni ile arayan 22 hastaya (%29.73), farklı ağrı kesiciler önerilerek takiplerine devam edilmiştir, insizyon bölgesindeki akıntı nedeniyle arayan 11 hasta (%14.86), solunum güçlüğü nedeniyle arayan 4 hasta (%5.41), çarpıntı nedeniyle arayan 3 hasta (% 4.05) kontrole çağrılarak tedavileri düzenlenmiştir. Konstipasyon nedeniyle arayan 6 (%8.11), halsizlik nedeniyle arayan 2 (%2.7), uykusuzluk nedeniyle arayan 5 (%6.76), diyare nedeniyle arayan 3 (% 4.05) hastaya ilaç önerilerek tedavileri takip edilmiştir. İlaçları ile ilgili bilgi almak için 9 (%12.16), kontrol tarihi hakkında bilgi almak için 7 (%9.46), ateş nedeniyle arayan 2 (%2.70) hastaya önerilerde bulunularak takibe devam edilmiştir.

SONUÇ

Vaka yönetimi uygulaması Kardiyovasküler cerrahi uygulanan hastalarda kardiyak rehabilitasyon sürecinin etkinliğini arttırılması ve bakımın devamlılığının sağlanmasında önemli rol oynamaktadır.

Kalp Damar Cerrahisinde Multidisipliner Eğitim ve Taburculuk Planı

Kalp Damar Cerrahisinde Multidisipliner Eğitim ve Taburculuk Planı Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği 11. Ulusal Kongresi, 2010, sözel bildiri.

KALP-DAMAR CERRAHİSİNDE MULTİDİSİPLİNER EĞİTİM VE TABURCULUK PLANI

Emel Akyüz, Nazife Utlu Tan, Ayşe Anlayan, Gülmelek Korkmaz, Ebru Akdeniz, Sibel Sekmen

AMAÇ

Cerrahi girişim, fizyolojik olduğu kadar psikolojik olarak da hastayı tehdit eden bir deneyimdir. Bu dönemde hasta eğitimi çok önemlidir. Kalp damar cerrahisi hastaları ve yakınlarının eğitim gereksinimlerini belirlemek, komplikasyonları önlemek, ameliyat sürecine uyumunu sağlayıp taburculuğa planlı bir şekilde hazırlamak için multidisipliner eğitim ve taburculuk planı yapmak gerekir. Tedavi ve bakımın her aşamasında hastanın/ailesinin taburculuğa hazırlığı, tedavi ve bakımın devamlılığı ve başarısı açısından çok önemlidir. Hastaların taburculuğu yattığı günden itibaren planlanmaya başlanmalı ve bu plan çerçevesinde uygulanıp mutlaka değerlendirilmelidir. Aynı zamanda hasta ve ailenin ihtiyaçları, inançları, engelleri göz önünde bulundurularak kişiye ve aileye özel bir eğitim planı yapılmalıdır.

GEREÇ- YÖNTEM

Retrospektif olarak Ocak-Mayıs 2010 tarihleri arasında Anadolu Sağlık Merkezi Kardiyovasküler Cerrahi (KVC) Ünitesinden (yoğunbakım, servis) hizmet alıp taburcu olan hasta dosyalarındaki “Multidisipler Hasta Eğitim ve Taburculuk Planı” incelenerek veriler elde edildi.

BULGULAR

Hasta/ailesine verilen eğitimler incelendiğinde hasta/ailenin ihtiyaçları doğrultusunda verilen ve tekrar edilen toplam 2532 eğitim gerçekleştirildiği görüldü. KVC hastalarında her hastaya odaya-bölüme oryantasyon, hastalık ve tedavi süreci, ilaç bilgisi, hijyenik bakım, beslenme, ağrı, triflo-kalp yastığı, enfeksiyon, el yıkama, yoğun bakım süreci, mobilizasyon ve kardiyak rehabilitasyon eğitimleri verildi. Ayrıca tüm kapak hastalarına Warfarin ve tüm çocuk hastalara Perikardit eğitimleri verildi. Yapılan eğitimlerin %82’si sadece hastaya, %18’i sadece hasta yakınına, %28,9’u hasta ve yakınına yapıldı. Verilen eğitimler değerlendirilerek ilaç bilgisi (%82), hijyenik bakım (%68,9), beslenme eğitimi (%49,5), ağrı tedavisi (%24,7), hareket ve egzersiz (%97.2), yara bakımı (%74), el yıkama (%69.4) konularında eğitim tekrarı yapıldığı belirlendi.

SONUÇ

KVC hastalarının taburculuğa hazırlanma sürecinde verilen standart eğitimlere ek olarak ilaç bilgisi, hijyenik bakım, beslenme eğitimi, ağrı tedavisi, hareket ve egzersiz, yara bakımı, el yıkama eğitimlerinin tekrarına ihtiyaç duyulduğu saptanmıştır.

Kalp Cerrahisi Yoğun Bakım Hastalarında Bası Yarası Klinik Sonuçlarımız

Kalp Cerrahisi Yoğun Bakım Hastalarında Bası Yarası Klinik Sonuçlarımız Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği 11. Ulusal Kongresi, 2010, sözel bildiri.

KALP CERRAHİSİ YOĞUN BAKIM HASTALARINDA BASI YARASI KLİNİK SONUÇLARIMIZ

Emel Akyüz, Aycan Karademir, Saime Çelik, Havva Şahin, Hatice Kaçan, Gül Arslan, Devrim Eren Tekin

AMAÇ

Bu çalışma ile Kalp Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesinin (KVCYBÜ) bası yarası prevelansının belirlenmesi amaçlanmıştır.

GİRİŞ

Bası yarası; şiddetli ve sürekli bölgesel basının oluşturduğu iskemiye bağlı gelişen, lokal hücresel nekroz sonucu oluşan deri ve mukoza lezyonu olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizdeki hastanelerde bası yarası prevelansı % 6.8-%46 arasında değişmektedir. Yoğun bakımda prevelans daha yüksektir (%28, 7 – %41) ve çalışmalarda bası yaralarının %25’inin üç saat ve daha uzun süren ameliyatlar sonrasında oluştuğu bildirilmiştir. Kardiyovasküler problemi olan ve kalp cerrahisi uygulanan hastalarda bası yarası gelişme riski daha da artmaktadır.

YÖNTEM

Araştırmamızın örneklemini Ocak 2008- Nisan 2010 tarihleri arasında KVCYBÜ’ne kabul edilen gelişte bası yarası olmayan ve Braden Risk Değerlendirme puanına göre yüksek riskli kabul edilen hastalar oluşturmuştur.

Kurumumuzda hastalara bası yarasını önleme ve tedavi amacıyla geliştirilmiş bir talimatla bakım verilmektedir. Talimat;

  • Hastaların, nasıl, neyle, ne kadar sıklıkla ve kim tarafından değerlendirileceğini
  • Alınan puan doğrultusunda yapılacak önleme girişimlerini, dokümantasyonunu
  • Oluşmuş bası yaralarının değerlendirilmesi ve tedavisi konusundaki ilkeleri net bir şekilde belirlemektedir.

Bası yarası risk değerlendirilmeleri yetişkin hasta için Braden Skalası ile yapılır. Yüksek riskli hastalar “Dekübitüs Önleme ve Standart Bakım Formu” kullanılarak takip edilir. Bası yarası gelişenler “Bası Yarası İndikatör İzlem Formu”na kaydedilerek izlenir ve tedavi edilir.

BULGULAR

  • Yaş ortalaması 59,2 olan olguların % 66,8’i 65 yaş ve altındadır.
  • Hastaların % 68,5 erkek olup,
  • %70’i CABG, tanısıyla kabul edilmiştir.
  • Hastaların %97’si yüsek riskli olup,
  • Vakaların %80’inde havalı yatak kullanılmıştır.
  • Hastaların en uzun yatış gün sayısı 45 olup, ortalama 1,7 gündür.
  • Bası yarası gelişme oranı % 0,1’dir.

SONUÇ

Ünitemizde bası yarası önleme ve tedavi ilkelerinin standart bir bakım talimatı ile belirlenmiş olmasının bakım kalitesini arttırdığını düşünmekteyiz.

Heparinle İndüklenmiş Trombositopeni (Hit) Olgu Sunumu

Heparinle İndüklenmiş Trombositopeni (HİT) Olgu Sunumu Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği 11. Ulusal Kongresi, 2010, sözel bildiri.

HEPARİNLE İNDÜKLENMİŞ TROMBOSİTOPENİ (HİT) OLGU SUNUMU

Emel Akyüz, Zeynep Zengin, Ayşe Gördebil, Aysel Biçicioğlu

Kimlik Bilgileri 4 yaşında, erkek hasta. Özgeçmiş: Doğumdan sonra Multiple VSD ile izlenmiş. 2007’de Pulmoner Banding operasyonu geçirmiş. Soygeçmişinde özellik yok. Mart 2010’da hastanemizde Multiple VSD kapatılması, pulmoner debanding ve pulmonerarter genişletilmesi operasyonu yapıldı. Yüksek doz inotrop desteğine rağmen KPB(Kardiyo Pulmoner Bypass)’dan çıkarılamaması üzerine, yoğun bakım ünitesinde 24 saat KBP’de takip edildi. 24 saat sonra Arterivenöz ECMO(ExtraCorporeal Membrane Oxygenation)’ya geçildi. Postop 5. günüde ECMO debisi 400 ml/dk’ya düşüldü. İntrop ihtiyacında artma nedeniyle yeniden 800 ml/dk akımla takip edildi. Postop. 8. günüde el ve ayak parmaklarında soğukluk ve uçlarda siyanoz gözlemlenmesi üzerine hasta HİT olarak değerlendirildi. Heparin kesildi, tüm flush mayilerinden heparin çıkarıldı. ECMO sonlandırıldı. Alternatif tedavi olarak Fondaparinuks başlandı, Lepuridin getirtildi. aPTT 2-2,5 kat olacak şekilde doz ayarlandı. Hasta postop 21. gününde multipl organ yetmezliğinden kaybedildi.

Hemşirelik İzlemi: Hastanın 4 saatte bir rutin tüm extremiteleri nabız, ısı ve renk değişimi yönünden kontrol edilmekteydi. Rutin takip sırasında eller ve ayaklarda nabız alınamamaya başladı, soğukluk fark edildi ve durum ekiple paylaşıldı. Hekim-hemşire arasında bilgi paylaşımı erken tanı konulmasını ve tedavinin sürecinin tekrar planlanmasını sağladı. Perfüzyonda bozulma, enfeksiyon, kanama, ağrı, hava yolu aspirasyonu, hiperglisemi, hipotermi/hipertermi, ödem, deri bütünlüğünde bozulma ve korneal bakımda bozulma bakım planlarıyla takip edilen hastaya yoğun ve özel bir hemşirelik bakımı verildi. Hemşire şift boyunca sadece bu hasta/ ailesine bakım ve destek sundu. Ebeveynlerde çocuğunu kaybetme korkusunun neden olduğu, uykusuzluk, endişe, huzursuzluk, çaresizlik, alarm durumu ve panik gibi anksiyetenin belirtileri gözlendi. Aileye yapılan her işlem açıklanarak süreçler hakkında bilgi sahibi olmaları sağlandı. Aile çocuğun yanında olması konusunda cesaretlendirildi. Spirütüel destek sağlandı.

Sonuç: Hastalara bütüncül yaklaşımla bakım verilmesi, hastaların yakından gözlenmesi, eksiksiz bir fizik-muayene yapılması ve elde edilen verilerin zamanında ekiple paylaşılmasının bakım ve tedavi sürecinde etkin olduğunu düşünmekteyiz.